27 Mayıs 2012 Pazar
ÜRETİME SAHİP ÇIKMAK
Köylü milletin efendisidir… Gariban, çileli, sıkıntılı bir hayatı vardır köylünün… Biz eskileri biliriz, yeniler bize biraz yabancı kalır. Köylünün ekim zamanını, hasadını, ırgatlığını, bostan çapalamasını, bağ bozumunu, tezek toplamasını, kış hazırlıklarını unutmadık. Bütün bunlar çileli bir yolculuktur
Türk köylüsünün, hele hele Yozgatlı köylümüzün en büyük derdi; Soğuk Hava Deposu olmamaları ve ürünlerini pazarlayamamalarıdır.. Yazın- güzün ürününü köylü pazarlayamazsa kışın perişan olur. Ürününü tarlada satmak zorundadır. Nedeni belli, birincisi borçludur, borcunu ödemek için, ikincisi de Soğuk Hava Deposu yoktur, ürününü çürütmemek için…Çok yazmışızdır hatırlarsınız, soğanını, patatesini, marulunu; çöpe-kanağa-dereye döken köylülerin garip halini…
Köylü bir yıl boyunca gözü gibi bakar ürününe; eker, çapalar, sular, aktarır, dönderir, kaldırır, para edecek diye hayaller kurar. Gel gör ki, tarladan kalkmadan umutsuzluğa kapılır, ürün para etmez. Kara kara düşünüp, nereye-nasıl depolayacağını hesap eder. Birkaç ay saklar depolarda… Ne yazık ki, gün geçtikçe borç artar, ürün de beş para etmez.
Köylünün hali maalesef böyledir. Köylünün malı para etmez, parayı aracı kazanır. Domates köylüde üç kuruştur, esnafa gelir beş kuruş olur, onun gibi bir şey. Köylü zarar ederken aracı-tefeci para kazanır. Tabii ki kazanacak, ama köylünün mahsulü de, alın teri de para etmelidir.
Soğuk Odalar kurulmalı, pazar ağı geliştirilmeli, köylüye sahip çıkmalıdır. Asıl anlatılması gereken konu budur.
kaynak: sorgunpostasi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder