Ambalaja bakın: Ambalajda gözle görünür bir deformasyon olup olmadığına ve son kullanma tarihi bilgisine dikkat edilmelidir. Ürünün ambalajında herhangi bir yırtık, kaçak, sızıntı olmamalıdır. Ambalajda şişme, vakum bozulması olmamalıdır. Ürünlerin uygun şartlarda muhafaza edilip edilmediği kontrol edilmelidir. Türk Gıda Kodeksi’ne göre ambalajlı gıda ürünlerinin etiketlerinde son kullanım tarihi verilmesi zorunluluktur.
Donmuş gıdaların alınması: Gıda güvenliğinde ‘2 Saat Kuralı’na dikkat edilmelidir. Zararlı bakteriler 7–60 dereceler arasında hızla çoğalır. Hızlı bozulan gıdalar oda sıcaklığında 2 saatten fazla tutulmamalıdır. Sıcaklık 32 derecenin üzerine çıktığında bu süre 1 saate düşürülmelidir. Bu tür gıdaları alışverişinizin sonuna doğru alın. Dondurucunun dolum çizgisinin altında kalan ürünleri almayın.
TEŞHİR ETMEK, ÇÖZÜM DEĞİL
Peki, firmaları teşhir etmek veya bütün sorumluluğu üreticilere yüklemek sorunları çözüyor mu? Prof. Muhammet Arıcı, teşhir yöntemini sahtekârlık yapan firmaların kendine çekidüzen vermesi açısından önemli bulmakla birlikte endişelerini de sıralıyor. Halk sağlığını tehdit etmeyen ve kasıt içermeyen hataların teşhirinin firmalara zarara vereceği uyarısını yaparak “Çok sayıda insan istihdam eden bu işletmelerin lüzumsuz gerekçelerle yok edilmemesine azami özen gösterilmeli. Bu konuda denetçiler dikkatli olmalı. Ayrıca yapılan analizlerin iyi yorumlanması hususunda kontrol teşkilatlarında sıkıntılar olabilmektedir.” diyor. Sait Uluçay ise sektörde yapılan yanlışların gün yüzüne çıkarılması gerektiğini vurgulayarak “Hatalar, hileler gizli kalmasın, küçük cezalarla geçiştirilmesin. Biz de bundan dertliyiz. Teşhir, işin son noktası. Belki firmalara ara bir mekanizma fırsatı verilebilir, savunma alınabilir. Ayrıca denetlemede hata yapılmış olabilir. Teşhirden sonra bunu temizlemek mümkün olmuyor.” diyor. Bütün üreticilere suçlu muamelesi yapılmasının her şeyden önce Türk ekonomisine zarar vereceğine dikkat çeken Uluçay, Türkiye’de kalite standartları AB’nin bile üstüne çıkan üreticiler olduğunu ve onlara haksızlık yapılmaması gerektiğini vurguluyor.
Gıda meselesi, özellikle tüketimin hızla artması ve sanayi sektöründeki endüstrileşmeyle birlikte artık sadece üretim yapan firmaların meselesi olmaktan çıktı. Ürünün tarlada yetişmesinden fabrikalara hammadde olarak ulaşmasına, üretim şartlarından ana bayilere ve oradan da perakende satış noktalarına yapılan dağıtıma kadar devam eden geniş bir yelpazeden ve zincirden bahsediyoruz. Günümüz şartlarında bir gıda şirketinin ürünlerini en iyi ve en hijyenik şartlarda üretmesi artık sağlıklı gıdaya ulaşmak için tek başına yeterli değil. Fabrikadan çıkan ürünler ana bayilere ulaşıncaya kadar üreticinin denetiminde. Ana dağıtım bayilerindeki Soğuk Hava Deposu ve saklama koşullarının ne kadar yeterli olduğu tartışmalı bir konu. Bayilere ulaşan ürünün, üreticiyle ilişkisi zaten kesiliyor. Bayiler veya gıda toptancıları ürünleri perakendecilere, bakkal ve marketlere ulaştırıyor. Türkiye’de satış noktalarındaki Soğuk Oda ve Soğuk Hava Deposu altyapısında ciddi problemler var. Özellikle et ve süt gibi hassas ürünlerin, yaz sıcaklarından muhafazası daha da zorlaşıyor. Mevcut sistemde perakendecilerin yüzde 90’ı sağlıklı bir Soğuk Hava Deposu altyapısına sahip değil.
Kaynak: haberyurdum
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder